deterjan  arkası kitapçı reklamı:
o zamanlar sektöre yeni girmişim daha entellektüelim ‘abi dedim bu millet bi tek tuvalette deterjan arkası formüllerini okur kitap mitap hak getire’ o an kitapçıların kaderini değiştirecek bir fikre imza atmıştım. kitapçılar bundan önce hep kitapseverlere ulaşabilmişken şimdi hayatında eline kitap almamış ahmet abiye de seslenebileceklerdi.
deterjanların arkasına gerilla kitapçı reklamı etiketleri yapıştıracaktık. tam formüllerin yazdığı yere. adam tuvalette hacet gidermek üzereyken alacak eline deterjanı bakacak bizim reklam ’ bunu okuma kitap oku’ .o günkü yeni yetme heyecanımla bu boktan konuda daha saatlerce konuşabilirdim. hatta dedim bi kitaptan bi pasaj koyalım.
okuduğu tek şey deterjan arkası olan bi millet için bu fikrin hype yaratması beklenemezdi. üzerine sifonu çektik.

deterjan  arkası kitapçı reklamı:

o zamanlar sektöre yeni girmişim daha entellektüelim ‘abi dedim bu millet bi tek tuvalette deterjan arkası formüllerini okur kitap mitap hak getire’ o an kitapçıların kaderini değiştirecek bir fikre imza atmıştım. kitapçılar bundan önce hep kitapseverlere ulaşabilmişken şimdi hayatında eline kitap almamış ahmet abiye de seslenebileceklerdi.

deterjanların arkasına gerilla kitapçı reklamı etiketleri yapıştıracaktık. tam formüllerin yazdığı yere. adam tuvalette hacet gidermek üzereyken alacak eline deterjanı bakacak bizim reklam ’ bunu okuma kitap oku’ .o günkü yeni yetme heyecanımla bu boktan konuda daha saatlerce konuşabilirdim. hatta dedim bi kitaptan bi pasaj koyalım.

okuduğu tek şey deterjan arkası olan bi millet için bu fikrin hype yaratması beklenemezdi. üzerine sifonu çektik.


şimdiki zaman müzesi:
bu sene markaların yarısı mutluluğu yarısı nostaljiyi sahiplendi ne naif bi milletiz abi konuşmaları arasında ’ aslında bugün de bir gün dün olacak’ gibi bir cümle kurdum. karizmatiktim ve bi fikir geliyodu hissediyordum. zaten o kadar hızla ilerliyor ki teknoloji yarın hey gidi CD diye bir şey vardı ulan diyebiliriz dedim. lan bu tam istanbul modernlik konuymuş aslında bi şimdiki zaman müzesi açacaksın. hah gelmişti işte fikir. hatta bunu da bi alanda değil de istanbul’un içinde yapacaksın. otobüsünden tut telefonuna kadar her şey şimdiki zaman müzesine girer dedim. nasıl bi heyecanlanmışsam o an telefonu havaya fırlatıp kırdım müzelik yaptım ayfonu. hype yaratamadım ama kendime 200 milyonluk tamir masrafı yarattım. 

şimdiki zaman müzesi:

bu sene markaların yarısı mutluluğu yarısı nostaljiyi sahiplendi ne naif bi milletiz abi konuşmaları arasında ’ aslında bugün de bir gün dün olacak’ gibi bir cümle kurdum. karizmatiktim ve bi fikir geliyodu hissediyordum. zaten o kadar hızla ilerliyor ki teknoloji yarın hey gidi CD diye bir şey vardı ulan diyebiliriz dedim. lan bu tam istanbul modernlik konuymuş aslında bi şimdiki zaman müzesi açacaksın. hah gelmişti işte fikir. hatta bunu da bi alanda değil de istanbul’un içinde yapacaksın. otobüsünden tut telefonuna kadar her şey şimdiki zaman müzesine girer dedim. nasıl bi heyecanlanmışsam o an telefonu havaya fırlatıp kırdım müzelik yaptım ayfonu. hype yaratamadım ama kendime 200 milyonluk tamir masrafı yarattım. 


hazır albüm:
bir müşterimiz daha kendini mutluluğa konumlandırmayı başarmıştı.mutluluğun albümünü yapalım dedim. facebook’ta herkes gezip tozarken gezen var gezemeyen var dedim. aa up in the air’da adam öyle kız kardeşini ve kocasını dünyayı gezdiriyodu dedi. dedim ki dünyayı bırak bi taksim heykelinin önünde bi dikilitaşın yanında fotoğrafı olmayan garipler napsın dedim. bana mutluluğun resmini çekebilir misin ….. diye kalktım yerimden. mutluluk albümü fikri beni mutlu etti sesim yükseldi o an. öyle ki fikrim hype yaratsa yanımdaki sandalyeyi falan devirirdim. neyse ki öyle bir şey olmadı da sakin sakin oturduk. bi perşembe de böyle bitti.

hazır albüm:

bir müşterimiz daha kendini mutluluğa konumlandırmayı başarmıştı.mutluluğun albümünü yapalım dedim. facebook’ta herkes gezip tozarken gezen var gezemeyen var dedim. aa up in the air’da adam öyle kız kardeşini ve kocasını dünyayı gezdiriyodu dedi. dedim ki dünyayı bırak bi taksim heykelinin önünde bi dikilitaşın yanında fotoğrafı olmayan garipler napsın dedim. bana mutluluğun resmini çekebilir misin ….. diye kalktım yerimden. mutluluk albümü fikri beni mutlu etti sesim yükseldi o an. öyle ki fikrim hype yaratsa yanımdaki sandalyeyi falan devirirdim. neyse ki öyle bir şey olmadı da sakin sakin oturduk. bi perşembe de böyle bitti.


nü-box sevgililer günü hediyesi:
bu erkekler mal mı  çıkartacakları şeye o kadar para verip iç çamaşırı hediye alıyorlar geyiği başladı. başlar başlamaz orada bittim. dedim ki cidden abi yani çıplak değil mi bunun makbulü. aslında hatuna çamaşır giymesin diye çıplaklık hediye alacaksın mesajı vereceksin dedim. anlamadı kimse. o an ben de anlamadım ne dediğimi ama sonradan toparlar gibi oldum. dedim ki ver bu fikri t-box’a sevgililer gününde nü-box yapsın dedim. içi boş kutu hesabı. satmaz ama ses getirir dedim. marketing tool olarak kullan bunu dedim. kullanamadılar. t-box da bizim marka değildi zaten. rafineri’de olsam hype yaratırdı bu fikir. olmadı.

nü-box sevgililer günü hediyesi:

bu erkekler mal mı  çıkartacakları şeye o kadar para verip iç çamaşırı hediye alıyorlar geyiği başladı. başlar başlamaz orada bittim. dedim ki cidden abi yani çıplak değil mi bunun makbulü. aslında hatuna çamaşır giymesin diye çıplaklık hediye alacaksın mesajı vereceksin dedim. anlamadı kimse. o an ben de anlamadım ne dediğimi ama sonradan toparlar gibi oldum. dedim ki ver bu fikri t-box’a sevgililer gününde nü-box yapsın dedim. içi boş kutu hesabı. satmaz ama ses getirir dedim. marketing tool olarak kullan bunu dedim. kullanamadılar. t-box da bizim marka değildi zaten. rafineri’de olsam hype yaratırdı bu fikir. olmadı.


mürekkep yalamış yazar:
dedi ki abi sen alaylı değilsin bu işin okulunu okudun senin cv’in farklı olmalı. yaratıcı bi cv çak şöyle.  dedim ki nasıl yani mesela yazarım ya gimmick yapsam olur bak. okullu yazar, mürekkep yalamış yani yani mürekkep yalamak vesaire derken fikri patlattım. mavi dille giderim lan iş görüşmesine. o fikir orada hype yaratsa ben şu an işsizdim. neyse ki yaratmadı.

mürekkep yalamış yazar:

dedi ki abi sen alaylı değilsin bu işin okulunu okudun senin cv’in farklı olmalı. yaratıcı bi cv çak şöyle.  dedim ki nasıl yani mesela yazarım ya gimmick yapsam olur bak. okullu yazar, mürekkep yalamış yani yani mürekkep yalamak vesaire derken fikri patlattım. mavi dille giderim lan iş görüşmesine. o fikir orada hype yaratsa ben şu an işsizdim. neyse ki yaratmadı.


kaybolmayan çorap:
abi insanoğlunun en büyük sorunu tek kalmış çoraplarıdır abi. yıllardır çözülemeyen sır bu dedim. ‘hakikaten ya… benim bi seferinde… hele şu yok mu’ sesleri yükseldi odadan sevindim. doğru damarı bulmuştum. artık hiçbir çorap yalnız kalmayacak üzülmeyecek. birbirine bağlanan çoraplar yapacağız. bu drama bir son vereceğiz diye celallendim. biri çıkıp ‘ha ipli çorap yani’ dedi. o an hype olacakmış gibi bir çıkış yakalayan fikir bok oldu. kaybolmayan çorap morap diye konsept isim bulmaya çalıştıysam da nafile.

kaybolmayan çorap:

abi insanoğlunun en büyük sorunu tek kalmış çoraplarıdır abi. yıllardır çözülemeyen sır bu dedim. ‘hakikaten ya… benim bi seferinde… hele şu yok mu’ sesleri yükseldi odadan sevindim. doğru damarı bulmuştum. artık hiçbir çorap yalnız kalmayacak üzülmeyecek. birbirine bağlanan çoraplar yapacağız. bu drama bir son vereceğiz diye celallendim. biri çıkıp ‘ha ipli çorap yani’ dedi. o an hype olacakmış gibi bir çıkış yakalayan fikir bok oldu. kaybolmayan çorap morap diye konsept isim bulmaya çalıştıysam da nafile.


geri sayım ayracı:
abi dedim bazen bi kitabı alıp elime 30 günde 10 sayfa okuduğum oluyo dedim. bu efektif mi şimdi dedim. başta belirlesem bu kitabı kaç günde bitiricem. bi deadline’ı olsa şu işin. abi asıl geri sayım aracı yapsak ya dedi. o geri saysın bi heyecan yaratsın dedi. kollektif bi fikir oldu. heyecanla bi başkasına anlatırken fıssladı fikir. o anki kadar heyecanlı değildi. hype yaratmadı. kaldı öyle ilk cümleden kenara atılan kitap gibi

geri sayım ayracı:

abi dedim bazen bi kitabı alıp elime 30 günde 10 sayfa okuduğum oluyo dedim. bu efektif mi şimdi dedim. başta belirlesem bu kitabı kaç günde bitiricem. bi deadline’ı olsa şu işin. abi asıl geri sayım aracı yapsak ya dedi. o geri saysın bi heyecan yaratsın dedi. kollektif bi fikir oldu. heyecanla bi başkasına anlatırken fıssladı fikir. o anki kadar heyecanlı değildi. hype yaratmadı. kaldı öyle ilk cümleden kenara atılan kitap gibi


80’ler partisi 
nostaljiyi sahiplenmek isteyenlere hep 80’ler partisi dayıyoruz. dedim ki farklılaşalım. bu piyasada farklı olan dikkat çeker malı götürür dedim. mal mısın dedi. nostalji’nin farklılığı mı olur klasik her zaman iş yapar dedi. olur mu abi dedim. şimdi sen 80’ler partisi diye parlak tayt fosforlu kazak boy george yapmak zorunda mısın? bak 80’ler partisini 80 yaşındakilerle yap nasıl farklılaşırsın dedim. bak abi bu iş hype yaratır piyasada konuşulur 80’lik nine dikkat çeker uçlarda olacaksın dedim. hype mype ses çıkmadı. sanırsın duvara konuştum. gitti fikir.

80’ler partisi 

nostaljiyi sahiplenmek isteyenlere hep 80’ler partisi dayıyoruz. dedim ki farklılaşalım. bu piyasada farklı olan dikkat çeker malı götürür dedim. mal mısın dedi. nostalji’nin farklılığı mı olur klasik her zaman iş yapar dedi. olur mu abi dedim. şimdi sen 80’ler partisi diye parlak tayt fosforlu kazak boy george yapmak zorunda mısın? bak 80’ler partisini 80 yaşındakilerle yap nasıl farklılaşırsın dedim. bak abi bu iş hype yaratır piyasada konuşulur 80’lik nine dikkat çeker uçlarda olacaksın dedim. hype mype ses çıkmadı. sanırsın duvara konuştum. gitti fikir.


duvar dili:
dedim ki duvarların dili olsa da konuşsa. olur mu öyle şey dedi. olur olur dedim. sesli facebook duvarı yapalım böyle açarız evde ses olur dedim. yani sen yaz jude law gibi bi ses okusun.off. metni deşifre edip okuyan sistemden kurarız ne var onda dedim. google translator yaptı dedim. google o dedi. hype yaratmadığı gibi içerde soğuk bi hava yarattı fikrim.

duvar dili:

dedim ki duvarların dili olsa da konuşsa. olur mu öyle şey dedi. olur olur dedim. sesli facebook duvarı yapalım böyle açarız evde ses olur dedim. yani sen yaz jude law gibi bi ses okusun.off. metni deşifre edip okuyan sistemden kurarız ne var onda dedim. google translator yaptı dedim. google o dedi. hype yaratmadığı gibi içerde soğuk bi hava yarattı fikrim.


yan oda dinlegeçi:
dedim ki yan odayı dinleme aparatı yapalım. çok satar dedim. patlar bu abi dedim. insanın en temel iç gıdılarından birinden besleniyor o da ‘merak’ dedim. merak’ı tırnak içinde söyledim. sonuçta başımıza ne geliyorsa meraktan dedim. kulak şeklinde olsa falan diye bi kaç yorum geldi ama orada söndü o fikir. hiç hype yaratmadı. 

yan oda dinlegeçi:

dedim ki yan odayı dinleme aparatı yapalım. çok satar dedim. patlar bu abi dedim. insanın en temel iç gıdılarından birinden besleniyor o da ‘merak’ dedim. merak’ı tırnak içinde söyledim. sonuçta başımıza ne geliyorsa meraktan dedim. kulak şeklinde olsa falan diye bi kaç yorum geldi ama orada söndü o fikir. hiç hype yaratmadı.